Acı eski acı değil, özlem eski özlem değil… Hasret çekmek, gözyaşı dökmek, gülmek, üzülmek… Hayal kırıklığı, yokluk, boşluk… Sevgi…
Yas, bugüne kadar anlamını bildiğini sandığın sözcüklerin de
şekil değiştirmesiymiş… Aslında, anlamlarını hiç bilmediğini fark etmek ya da
yeni anlamlar yüklemekmiş sözcüklere…
İren doğduğunda, “Sevgi böyle bir şeyse, ben hiç kimseyi
sevmemişim bugüne kadar.” diyerek anlatıyordum ona olan sevgimi…
Sevgimi, kelimelere sığdıramazken, derin bir özleme sığdırmaya
çalışıyorum şimdi kendimi… “Özlemek böyle bir duyguysa, ben hiç kimseyi
özlememişim bugüne kadar.” diyerek ardından…
Sevgim sonsuzluğa yol alırken, bu tarifi olmayan özlemi de kattı
yanına… Birkaç saat sonra kavuşacağını bilip özlemenin içinde taşıdığı umut ile;
ne zaman kavuşacağını bilmeden özlemenin yakıcılığı arasındaki ikilemi tanıdım…
Umut… Geleceğe dair olumlu ihtimallere olan inanç… Hangi
olumlu ihtimale inanılır ki bu saatten sonra?
Ummak… Bir şeyin olmasını beklemek…
Bekledim… Aylarca, çıkıp geri gelmesini bekledim… Kapı
çaldığında, O gelmiştir diye bekledim… Saniyeler içinde, “Sensiz eve girmezdi
ki? Nasıl gelsin tek başına? Saçmalama.” diyerek döndüm unutmak istediğim
gerçeğe…
Unutmak… Çok korktum unutmaktan… Anılarımızı, anlarımızı…
Sadece o günü unutmak istedim… Hatta silmek hafızamdan… Onsuz devam eden
hayatıma dair her şeyi yok etmek…
Gerçek… Neydi gerçek olan? Her defasında aynı soruyu
soruyorum: “Böyle bir şey olmuş olabilir mi?” Kendi kendime cevaplıyorum:
“Olamaz!”, “Olmamalı!”. “Olmamalıydı!”. “Oldu! Gözünün önünde oldu. Neyi kabul
etmiyorsun? Kendine gel!” diyerek cesurca yüzleşebilmek belki de gerçek…
Her şeye söz geçiyor, evladının yokluğuna sıra gelince,
içerde hiç susmayan derin bir sessizlik kaplıyor etrafı, bir iç çekişle…
Dünyaya gelişin, beklenen bir sürprizdi… Gidişin ise,
beklenmedik şekilde, aniden oluverdi… Hayat, en büyük sürprizi yaptı bana!
Varlığınla, bir mucizeyi yaşadım; yokluğunda kayboldum mucizende…
Sürpriz… Genel anlamda, beklenmedik anda, insanı şaşırtarak
sevindiren olay… Bizim hikayemizde ise tam tersi… İnsanın dünyasını başına
yıkan olay…
Biliyor musun İren? “Sana bir sürprizim var.” ile başlayan
her cümlenin ardından SEN çıkacakmışsın gibi geliyor. Bu cümleyi her
duyduğumda, birkaç saniyede olsa “İren geri gelecek.” umudu sarıyor tüm
benliğimi. Bekliyorum, seni geri getirip, sürprizin hakkını versinler diye. Sonra, içimden bu muymuş diye geçirmem... Yine aynı hayal kırıklığı ve boşluk…
Yas sürecinde hiçbir dil yetmiyor yaşadıklarımızı anlatmaya… Değişen hayatımıza ayak uydurmak istercesine, o güne dek bildiğimiz tüm kelimeler anlamlarını yitirip yeni bir hale bürünüyor…
Sizin değişen kelimeleriniz neler peki?