Bütün gün bu köşeye kavuşmayı bekliyorum… Yas sürecinde
yanımda olan herkes biliyor ‘balkon’ umu…
Orası yas köşesi, öyle herkes giremez… Bazen, anneannen ve
deden geldiğinde bile kışkışlıyorum İren. Önceleri bozuluyorlardı buna, şimdi
"Gelebilir miyiz?" diyorlar.
Herkes biliyor ‘yas köşemi’. Ziyarete geldiklerinde
"Sen balkona çıkmak istediğinde biz buradayız diye rahatsız olma,
gitmemizi istediğinde söyle" dedirtecek kadar ‘özel’ bir köşe.
Sensiz ilk gecem hastane koridorunda, morg kapısında seni
bekleyerek geçmişti; geri gelirdin belki... Sensiz geri döndüğümde evimize, kaç
güneş doğurdum kaç güneş batırdım bu köşede bilmiyorum.
Önceleri, eskiden çıktığımda camın köşesindeki koltuğa
uzandığında gözüme denk gelen ayaklarını hayal ettim. O camdan (minik
diyemeyeceğim) koca ayaklarını görebilmek bile ne kadar eşsizmiş. Ama ben o
ayakları öptüm, hatta parmağının arasındaki beni bile öptüm son kez.
Zamanla bu köşe, ilham perilerinin geldiği, blog yazılarının
yazıldığı, birçok paylaşımın yapıldığı, cennetteki arkadaşlarının anneleriyle
konuştuğum, hep seni düşündüğüm bir yer oldu.
Bazen güldüm, bazen ağladım. Fotoğraflarına baktım (daha
kolay bakabiliyordum ilk zamanlar), videolarını izledim, sesini duydum. Şarkılar
dinledim, okuduğumdan bir şey anlamadığım kitaplar okuduğum gibi, izlediğimden
de bir şey anlamadığım diziler izledim, arkadaşlarımla uzun sohbetler
ettim.
Gökyüzünü seyrettim, hangi yıldız olduğunu bulmaya
çalışarak. Bir yerlerden bakıyorsan eğer, nereden olabileceğini aradım
yıldızların arasında. Hatta burada, senin hep oturduğun, şimdi benim olan
koltukta uyudum bile.
Hayaller kurdum. Geri kalan hayatımla ilgili değil,
kavuşmamızın hayali. Senin orda ne yaptığını düşündüm. Gün içinde yaşadıklarımı
anlattım sana, ne diyeceğini düşünerek. Yani, kendi kendime sordum, kendi
kendime cevapladım işte.
İçtiğim kahvenin, sigaranın hesabını tutmadım. Sana sözüm
vardı, onu da tutamadım. Anlarsın beni diye avuttum kendimi. Zaten, geriye kalan
hayatım, büyük bir avuntu içinde geçmeyecek mi?
Bazen yaptıklarımı sorguladım. Mesela, İren’ cim, bu köşede
saatlerce ertesi gün ne giysem diye düşündüm, çok renk seçeneği varmış gibi,
hangi ayakkabıyla kombin yapacağımı düşündüm uzun uzun. Her ‘saçma’ düşüncenin
altında yatan sebebi aradım ve hep bir cevap buldu kalbim. Bilirsin ki ben pek
akılla cevap bulamam, hep kalbi dinlerim.
Kaçıyordum. Senden değil elbette. Yokluğundan. Yokluğunun
boşluğundan. Çünkü zihnim biliyor acımasız gerçeği. Kalbimse, o kadar güçlü
reddediyor ki, yokluğunun boşluğunu kabul edip, aslında bildiği acı gerçeği,
abuk sabuk zihin oyalanmalarının içine saklıyor.
“Gerçek mi?”
Buraya senin o heyecanlandığın, sevindiğin anlarda sorduğun
bu soru yakışmaz mı? İçimden ses tonunu, vurgunu yapıyorum elbette.
Annecim, ben sorabilir miyim bu sefer? Ama heyecanla,
sevinçle değil. Çaresizlik ve hüzünle. “Gerçek mi bunlar İren?” Bu dünyada,
yanı başımda olmaman gerçek mi? Cevap verme, sanırım duymaya hazır değilim
Balım. Ve sanırım, hayatım boyunca hazır olamayacağım.
Belki de uyanırım karanlık bir gecenin, senin gibi ışık
saçan sabahında; yanında; 'yas köşemde' defalarca hayal ettiğim gibi.
O zaman gerçek olur her şey.
😞her zamanki duygu dolu anlatımını okurken gözyaşı dökmemek mümkün değil. Keşke herşey kötü bir rüyadan ibaret olsaydı. Yaşadıklarını düşündükçe içim acıyor bitanem 🥹😞
YanıtlaSilGayem ❤️🫂
YanıtlaSilAh ben evladımı son defa görmeye dayanamadım. Aynı sizin gibi, çok enteresan benim de yalnız kaldığım yer balkon. Orada öylece oturup, boşluğa dalıp kaç sigara içtim hatırlamıyorum. Ama herkes biliyor ki; en soğuk günlerde bile oğlumla başbaşa kalabildiğim tek yer orası… İren ve hepimizin evlatları dilerim orada buluşmuşlardır. Eminim Kaan, tüm ukalalığı ve muzipliği ile onlara abilik yapıyordur🙏korkarım küfür öğretmesin🙏❤️sizi çok seviyor ve kucaklıyorum.
YanıtlaSilBende sizi ve Kaan' ı çok seviyorum... Orda buluştuklarına inanıyorum ve bir gün hep beraber orda kavuşacağımıza... Sevgiyle kucaklıyorum sizi ❤️
Sil