29 Mart 2026 Pazar

Denilenler ve Duyulanlar...

Yas sürecinde, duymaya tahammül edemediğimiz söylemlerle karşılaşıyoruz her birimiz… Sizinkiler ne diye soruyor ve benim sınırlarımı zorlayan cümleleri paylaşıyorum…

“İyi gördüm seni…”

“Eşyalarını ver…”

“İkinci bir çocuk yaparsın…”

Bu üçü yarışır benim hikayemde!

Bana, “İyi gördüm seni…” denildiğinde, İren’ e ihanet ettiğimi ve acımın görülmediğini hissediyordum. Kaybımın çok başında, henüz kendim ne olduğunu, ne halde olduğumu anlayamazken, bu cümleyi duymak, içinde bulunduğum durumla o kadar tezattı ki. “İyi gördüm seni…” denildi, “Sen nasıl bir annesin ki iyi olabiliyorsun?” duyuldu.  

Eşyalar, toplumun en hassas noktası! Bu hassasiyete, aynı hassasiyet ile yaklaşmamak olmazdı. Ne halde olduğundan, senin için neler yapılabileceğinden daha mühim çocuğunun eşyalarını nasıl ve ne zaman vereceğin. Çoğunluk, bunun derdine düşmüş… Sanki, o eşyaları alırken sen vardın da yanımda, verirken de sana soracağım… Bir de zamanı var malum… 15 günmüş… Yoksa, huzursuz edermişim çocuğumu… Şimdi gülüp geçiyorum ama bu cümleyi her duyduğumda, günlerce, elimde o an ne varsa masaya vura vura “Bana ne demek istedi?” diye düşündüğüm anları da unutmuyorum. Eşyalarını çıkaramadım evden, ama bunu soranları çıkarıverdim hayatımdan. Nasıl bir hafiflik anlatamam…   

Ve, birinciliği zorlayacak cümle geliyor: “Başka çocuğun var mı? Olsun, gençsin… İkinci bir çocuk yaparsın…”

Keşke, bazılarının, yas tutmayan hali yas tutanların hali gibi olabilse… Başka bir çocuğun, gidenin yerini asla tutmayacağını bilebilseler… Hatta, hayatta olan diğer çocukların bile… İkame araç mı alıyoruz gidenin yerine?

Gençlik hayallerimin içinde bir sürü çocuk sahibi olmak vardı. İren’ im doğduktan sonra, kendi gerçeğimi gördüm. Çocuk sahibi olmak bir hayal değildi artık. Kanlı canlı kucağımdaydı. İren’ den sonra ikinci bir çocuk sahibi olmamak benim tercihimdi. Belki bencil bir tondan gelecek ama ona olan sevgimi, ilgimi, zamanımı, kardeşi dahi olsa, bir başka çocukla bölmek istemedim. Ben, en çok onu sevmek, en çok onunla vakit geçirmek, kendimi tamamen ona adamak istedim. Öyle de oldu, iyi ki… Bazen, ikinci bir kardeş fikri üstüne şakalar yapardım ona. Yüz ifadesi değişirdi çünkü o da sadece kendisi olsun istiyordu hayatımda. Öyle de oldu, iyi ki…

İren’ imin dünyaya vedasından sonra, bu hikayeyi bilmeyen insanlardan aldığım yeni bir çocuk dünyaya getirmek, evlatlık almak tavsiyesi kanımı donduruyordu. Böyledir ya bizim toplumumuzda… Bekara ne zaman evleneceği, çocuğu olmayana ne zaman çocuk sahibi olacağı sorulur… Evladını kaybetmiş bir anneye de yeni bir çocuk için akıl verilmesine şaşmamak gerek… Nasıl düşüncesizce bir akıl… Anne, henüz kendinde değilken, ne yaşadığının, neyin içinde olduğunun farkına varamamışken, yeni bir hayata can verecek yani, ömründe olduğu en cansız haliyle bir de.

İkinci bir çocuğun anneyi hayata yeniden bağlayacağı düşünülüyor. Birçok yas arkadaşım var, geride kalan çocukları için ayağa kalkmak zorunda olan… Hayata tutunabilmek için bir sebep belki ancak ben onların hikayelerini dinledikçe; öyle de naif ruhlu kadınlar ki, her seferinde özür dileyerek anlatırlar bana hayatta kalan çocuklarını; iyi ki başka bir çocuğum yok diyorum. Ben yasımı, onlara göre daha özgür yaşadığımı düşünüyorum. Geride kalan evladım, beni böyle görüp üzülmesin, yanında ağlamayayım, kolumu kaldıracak halim yok ama ona yemek yapmalıyım, kendi önümü göremezken onun geleceğini planlamalıyım… Bunların hepsi yaşanılan karmaşık duruma eşlik eden yeni faktörlere dönüşüyor inanın… Bu, zaman zaman, ikinci çocuğuma da haksızlık mı yapıyorum duygusu yaşatıyor annelere… Çünkü, o çocuklar, hem kardeşlerini, hem alıştıkları aile düzenini hem de annesini/babasını kaybediyor. Ancak, yas tutmayanlar yas tutanların halini anlamadığı gibi, bu farkındalıkta da olamıyorlar maalesef. Hiç birimizin, kaybettikleri evlatlarının ikamesi yok. Olamazda, olmamalı da! Kendini, buna hazır hissederek, öz iradesi ile yeni bir çocuk dünyaya getirme kararı alanları ayrı tutuyorum elbette. Bence cesur bir adım.

Sen, iyi ki benim tek ve eşsiz, hayattayken de yanına bir başka çocuğu koymaya kıyamayacak kadar çok sevdiğimdin, iyi ki tek ve sonsuz evladım sen oldun. Seni çok seviyorum Balım… Sonsuza dek…

Son söz… Bilmediğimiz yerden konuşmamalıyız bu hayatta… Verilen tavsiyelerin kötü niyetle olmadığının farkındayız… Yaşadığımız acımasız hayat oyununun da bizleri ‘haklı’ yapmadığını biliyoruz. Sadece, kırılganlığımız görülsün istiyoruz. Tam da bu sebeple tavsiyelere değil, yanımızda olunmasına ihtiyacımız var…


2 yorum:

  1. Canım anne🫂sana yürekten sarılıyorum duygularimuza resmen tercüman oluyorsun kızımın kaybından sonra iki kelimeyi bi araya getirmeyi bile beceremiyorum yazılarını okuyunca hah işte bunu demek istiyorum diyorum

    YanıtlaSil
  2. Merhaba İren’in güzel annesi
    Ben de evladımı kaybettiğimde yazınızı okurken birebir aynı sözleri akıl vermeleri duydum kendimi bilmez kişilerden i. Sanki evladımı değil de bir eşyayı kaybetmişim muamelesi çok zoruma gitti. Eşyalarını veremedim çünkü onlarda canım oğlumun kokusu ve yaşanmışlıklarımız var. İnsanlar sınanmadıkları yerlerden konuşmaları çok kolay oluyor akıl verenler sanki aklımız yokmuş muamelesi yaptılar. Ama yazınızda da belirttiğimiz gibi bu kişiler şimdi hayatımda yoklar iyi ki de yoklar.
    Oysa biz yas tutan anneler ucu bucağı olmayan eşiklerden geçiyoruz yavrularımızın hatıralarına sımsıkı sarılarak iyileşmeye çalışıyoruz. İnsanlardan beklentimiz sadece anlayışlı olmaları ve gereksiz yorum yapmayarak yanımızda durmaları sadece bu …,

    YanıtlaSil